Oğlum Mehmede Meyvelerimizi Takdim Ederim

domatees:

Dalından ayrılan meyveye kulak ver

Hâlâ içerisinde toprağın uğultusu

Ve için için akan serin çeşmeler.

Isır meyveleri tosunum birer birer

İnsanoğlu cennetlerin en güzeline

Meyveleri ısırarak girer.

- Bedri Rahmi Eyüboğlu, (Oğlum Mehmede Meyvelerimizi Takdim Ederim, DKD, 38)

p
s

Dennis and Erik Oppenheim, 1971
A Feed-back Situation
"I originate movement which Erik translates and returns to me. What I get in return is my movement fed through his sensory system."
2-State Transfer Drawing Dennis to Erik Oppenheim
"As I run a marker along Erik’s back he attempts to duplicate the movement on the wall. My activity stimulates a kinetic response from his sensory system. I am, therefore, drawing through him…Because Erik is my offspring and we share similar biological ingredients, his back (as surface) can be seen as an immature version of my own. In a sense, I make contact with a past state."
2-State Transfer Drawing Erik to Dennis Oppenheim

"As Erik runs a marker along my back I attempt to duplicate the movement on the wall. His activity stimulates a kinetic response from my sensory system. He is, therefore, drawing through me…Because Erik is my offspring and we share similar biological ingredients, my back (as surface) can be seen as an mature version of his own. In a sense, he contacts a future state."
 
from Dennis Oppenheim: Retrospective de l’oeuvre/works 1967-1977, Musee D’Art Contemporain, Montreal, 1978
p

Belki de şizofren, içinde yaşadığı dünyanın sevgisizlik, güvensizlik, mekanik ilişkiler ve iletişimsizlik üzerine kurulmuş değerlerinin bilincine varıp, bunları değiştirememenin verdiği acizlikle kendisini feda eden insandır.

Bir Şizofren Kızın Güncesi, M. A. Sechehaye
p

24 Şubat 1999

Aşık olduğum adamın ölümünden 13 yıl geçmiş.

Dün sanki yanımdaydı.

Matematik çalışırken gitar çalıyordu dikkatim dağılsın diye. 

Gitarıyla uyandırıyordu beni, ve uyutuyordu aynı zamanda.

Romance ve Godfather çalmayı öğretmişti o gitarla bana.

Bir keresinde tellerini boyamış meğer, işi gücü beni sinir etmek tabi, ellerim yüzüm yemyeşil olmuştu. Hatta Şeker Bayramı’ydı hatırlıyorum. Dişlerini çok beğendiğim kadın da ordaydı. Boyanmış halime gülüyordu.

Farkettiğimde hiç kızmadım.

Uzunca bir süre gıdıkladı beni.

Sonra gitar çalmaya devam etti.

Çalışma masamın yanında duruyor şimdi o gitar. 

Sanki hiçbir şey değişmedi, ve ben sanki ağlamıyorum.

p